Kendi kendime yüklediğim gereksiz sorumluluklar. Başkalarının sorunlarını, bazen sorun olmayanları, duygularını ve düşüncelerini gözlemlemekten iç içe geçtiğim varlıklar. Kendi kendime yarattığım, kendimi bildiğimi zannettiğimde içimde konuşan bazı 'sen böyle yaşamalı,davranmalısın' sesleri.
Ben kim?
Herkesin tek ve sözde 'biricik' olduğunu sohbet ettiğim sevdiğim sevmediğim arkadaşlarımla sürekli konuşurken kendi tekliğimde ve biricikliğimde buluşamayışlarımdan bu sancılar. Biliyorum da işte, insan hep bir kaçış ve kendini kandırma dürtüsüyle yaşamak istiyor.
Kendini kandırma dürtüsü ? Aptallık.
Sanırım aptallığıyla yaşamayı öğrenmiş ve kabul etmişler özgürleşme yolunda bir adım atabilmiş olanlar onlar!
Dayatılan, 'akıllı insan olma' baskısına baş kaldırabilenler. Hata yapma lüksünü tanımayan ve hatadan korkulmasına sebep olan kendi oluşturduğumuz saçma sapan bi düzene baş kaldıranlar. İnatla, öfkeyle, gerçek ve filtresiz aşırı duygularla, aşkla ortaya çıkıp 'BIRAK BENİ' diye haykıran özler. Evet sen, ben o, bizler. Evet yine bir noktada buluşuyoruz. Evet sözde biriciğiz ama bir'iz. Evet yalnız değilsin. Falan filan bişiyler.
Özgürleşmeden gitme. Tek dilek hakkım olsa başka bir şey dilemem. Teşekkürler. Özgürlük tanımıyla ve öfkemle sohbet edeceğim biraz. Belki dönerim.

Yorumlar
Yorum Gönder