Ana içeriğe atla

BARIŞ



Kalbinin sesini aklın sesiyle aynı yola sokabilmek insana verilmiş en yüce yetenek olsa gerek. Kalp sesi yani öz'ün sesi. Sana hayat veren, can veren, umut veren ve sen bütün ipleri bıraksan da, inkar ve isyan etsende sana olan inancını yitirmeyen ve asla yitirmeyecek olan ses. Derinlere indiğinde seni büyük hoşgörüyle karşılayan ses. Ne halde, ne durumda, ne şekilde olursan ol senden vazgeçmeyen ses.

Şimdi senden istediğim, yanıp kül olduğun, toz olduğun yerden küllerinden yeniden doğma cesaretini gösterebilmen. Kendi içinde barış ilan edip, sevgiyle yürüdüğün ve yürüyeceğin yolların umuduyla bu yükselişe dahil olman. 

Kendi içinde barış ilan etmek. Kulağa hoş geliyor değil mi ? Evet önce kendi içimi görmem gerekirdi, gördüklerimi kabul etmesi zaman aldı. Hala alıyor. Bir önceki yazımda cesaretsizlik, korkaklık diye anlamlandırdığım bütün eylemlerimi kucaklıyorum şimdi. Asıl cesaretin, kendimde gördüğüm, yüzleştiğim bu karanlıkla tanışabilmek olduğunu anlıyorum. Korkmadan ve bu sefer halk dilinde söylenen 'halının altına süpürmek' gibi bir eylemde bulunmadan kendimle göz göze gelebildiğim için kucaklıyorum kendimi. Tüm çıplaklığımla kendimi kendime tanıtabildiğim için teşekkürlerimi gönderiyorum. 

Şimdi anlıyorum özsevginin yalnızca iyi olarak bildiğimiz parçalarımızı sevmek demek olmadığını. Şimdi daha iyi anlıyorum kendini bilmenin nasıl mümkün olabileceğini. Yol bir adım daha kendime götürdüğü sürece, hem direksiyonun başındaki, hem de yolcu olmaya devam edeceğim.  

Özetleyecek olursam, derdim kendimle ve ben bu derdin her bir zerresine razıyım. Savaşmayacağım, sevişeceğim. Öpücüklerimle veda ediyorum şimdilik, bu barışın tadını çıkaracağım. 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

YÜZLEŞ

  Kayıp bir ruh. Nerede kaybettiğini ve iplerinin nerede orta yerinden koptuğunu bilmeyen bir ruh. Evinde kayıp, işinde kayıp, dünyadaki ailesinin yanında zaten hep kayıptı, arkadaşlarının(?) arasında kayıp. Sevdiğini zannetiği adamın yanında zaten hiç var olamayan. Bedeninin olduğu mekanda kayıp. Hiçbir mekanda var olamayan ve hiçbir mekanda var olmak istemeyen. Olduğu yeri inkar eden ve kabul etmeyen bir ruh.  Busun işte. Gör. Varım, buradayım! dediğin hiçbir yerde aslında var olmadın. Olduğunu zannettin. Hep dışarıdan gelenle şekillendin. İçeriden zannettiğin dürtüler bile dışarının sana dokunduğu parmak izleriydi. Uçuk hayallerine ve kendi kendine söylediğin yalanlara tutundun. Özgürleşmek istedin. Özgürleş hadi ?  Hala içeri ve dışarı kavramlarını birbirinden ayıran bir kaç cümle kuruyorsun. Çünkü dış dünyada gördüklerinin kendinden geldiğini kabul etme cesaretin bile yok. İçerisi senin hayal dünyanda hep çiçekler güzellikler ışıklar sevgilerden başka bir şey değildi...

IŞIĞIN GÖLGEYLE BİRLİKTELİĞİ

  Etrafım ışıklarla dolu. Işık, beraberinde gölgeyi de getiriyor. Bu yüzden aynı zamanda etrafım gölgelerle de dolu. Işığın gölgeyle olan birlikteliğini seviyorum. Fakat şunu da biliyorum; ışık ne kadar parlak, ne kadar pürüzsüz ve ne kadar aydınlık olursa, gölgeler o kadar küçülüyor. O kadar yok oluyor, arkada kalıyor. Gölgeler anlamlı, görebilene. Gölgeler de ışığın bir parçası, birleştirebilene. Diliyorum ki hepimiz ışığımızın güzelliğini görebilelim. Diliyorum ki hepimiz gölgelerimizden sıyrılıp, ışığımızı parlatalım. Sıyrılıp diyorum, ayrılıp demiyorum. Çünkü ışığın olduğu yerde gölge daima olacaktır. Olacaktır ki ışığın farkı, varlığı belli olsun. Işığın güzelliği görülebilsin. Gölgeden ayrılmasına gerek yok fakat gölgeden sıyrılmak, daha doğrusu gölgeden sıyrılabilmek, ışığın büyüdüğü AN'dır. İşte o an kurtuluş adımı. Yükseliş adımı. Birlik adımı.  Işık yükseldiğinde bu sadece kendini ya da yakınını aydınlatmaz. Işık yükseldiğinde ne kadar yükselirse o kadar büyük bir a...

HERKESE VE KİMSEYE

  Kader ve tercihler. Kaderimiz ellerimizde mi ? Tercihlerimiz kaderimizi mi oluşturuyor ? Yoksa zaten tercihlerimiz de kaderimizin bir parçası mı ? Kaderini değiştirebilir misin ? Yoksa kaderini değiştirdiğini zannedip, zaten en başından beri belli olan kaderini mi yaşarsın ?  Yollar var, sonsuz ve dallı budaklı. Dallarında ne görmek istersen var. Dikenli bir çiçek görmek istersen dikenli bir çiçek var. Kocaman bir papatya görmek istersen, kocaman bir papatya var. Kırmızı beyazlı yapraklar görmek istersen, kırmızı beyazlı yapraklar var. Siyah ve taş gibi bir pamuk görmek istersen, siyah ve taş gibi bir pamuk var. Yani kaderin ne olursa olsun, sen kaderini yaşarken önüne serilen bütün yollar, bütün dallar sen içlerinden istediğini seç, sen kaderini istediğin gibi çiz diye. İstersen al eline masmavi bir boya, maviler içinde çiz. İstersen parlayan mavilikleri karanlıkla birleştir, öyle çiz. Ya da kan kırmızısını al veya bütün renkleri karıştır, öyle çiz. Nasıl istersen.  Am...