Zaman, sadece ilerlemekle görevliydi. Bir tarafta acı çok büyükken, insanın hayatta kalma mücadelesi somutlaşmışken, yani artık her şey gözle görülür bir şekilde ortaya çıkmışken zaman ilerliyor ve akmaya devam ediyordu.
Hem hayatın doğalında olan ve insanın alışık olduğu bir şeydi bu; zaman her zaman akmaya devam ederdi, bunu biliyorduk. Hemde bildiğimiz şeyi uygulamak bi o kadar zorlaşmıştı.
Çünkü ne yapacağımızı hiç bilmediğimiz bir şeyle karşı karşıya, burun buruna kalmıştık ve ne zamanın akması normal geliyordu ne de hayatın devam ediyor olması. Bir yandan da böyle düşünmek ve ara ara içimize gelen ne yaşadığını bilememe hali, panikler, üzüntüler, öfkeler, acılar, suçluluk duyguları, anksiyeteler, hiç bu kadar normal olmamıştı.
Her şeyi ve herkesi anlamak çok kolaylaşmıştı benim gözümde. Öfkeli bir insanı hiç bu kadar iyi anlamamıştık belki. Anlasaydık zaten bir ihtimal başka bir dünyamız olurdu o ayrı. Panik halinin ne demek olduğunu hiç bu kadar iyi anlamamıştık. İnsanın hiç tanımadığı bir kişinin yaşadığı durumdan dolayı suçluluk duymasını hiç bu kadar iyi anlamamıştık. İnsanın ne yapacağını bilmediği bir durumda gösterdiği en normal tepkilerdi bunlar. Mühim olan bu tepkilerin neye dönüştüğüydü. Hangi çözümleri önümüze sereceğiydi. Her sorun arkasında çözümle geliyordu. Her çözüm yeni bir kapıyı açıyordu ve her kapı bize başka bir pencere gösteriyordu. O pencerede ne göreceğin, gördüklerinle ne yapacağın yine sana, bana, bize kalmıştı.
Sistemdi bu, evrendi, hayattı, dünya ve dünyalardı. Sen hangi tanımı kullanırsan kullan hiçbiri birbirinden ayrı değildi. Pencerede gördüklerimiz bu sefer umudumuzun tohumlarıydı, mucize seslerdi, insanın insana ihtiyacıydı ve aynı zamanda insanın kendi başına gösterdiği gücüydü, hoşgörüydü, gerçeklerle yüzleşmesiydi, günler sonra ışığa kavuşan insanın yaşama sevinciydi, bu sefer aynı pencereydi baktığımız. Gördüklerimiz ve görmek istediklerimiz Bir'di ve Tek'ti. Kurtuluş 2023tü.
Pencere belki toz duman içindeydi, soluduğumuz havası kirliydi ve parçalı bulutluydu ama bu mevsim de geçecekti. Her kışın arkasından bahar gelirdi. Baharda açan çiçeklere iyi bakması ve koruması da yine insanın iradesine ve sorumluluk bilincine kalmıştı.
Kendime inandığım kadar insanlığa, insanlığa inandığım kadar kendime inandığım bir yerdeyim. Ve bu yerde idrak ettiklerim hücrelerime kazınıyor. Bir sonraki nesillere sağlam tohumlar aktarabilmek, tek dileğim.
01:22
14.02.2023

Yorumlar
Yorum Gönder